Sarı Evin KülleriA Story by Hikmet A.Doğduğun ev kaderin midir? Kader ya duvarlara değilde yüreğine yazıldıysa...
SARI EVİN KÜLLERİ
BİR KADER ANATOMİSİ I. Çıkış: Beyazlar İçindeki İlk Yas Şehirler büyür, beton binalar göğü deler ama o iki katlı, boyası dökülmüş sarı ev, zamanın içinde bir tortu gibi kalmıştı. Bu ev, Elif için sadece barınılan bir mekân değil, ruhunun üzerine kilitlenmiş bir mühürdü. Elif, henüz yirmi yaşındayken, kalbi bir başkası için çarparken, o sarı evin kapısından beyazlar içinde, ama ruhu karalar bağlamış bir halde çıkarılmıştı. Sevdiği adam, Yusuf, kasabanın tozlu yollarında bir gölge gibi kalmıştı. II. Dönüş: Kısırdöngünün Başladığı Yer Hayat, Yusuf ile yarım kalan o hikâyeyi cezalandırırcasına Elif’i savurdu. Sarhoş bir koca ve kumar masalarında tüketilen onca yıl... Elif, üç çocuğuyla gidecek hiçbir yeri kalmadığında, babasından kalan o terk edilmiş sarı eve sığınmak zorunda kaldı. Gelinlikle çıktığı o kapıdan, yıllar sonra hayatın sillesini yemiş bir mağlup olarak girmek, kaderin en acı ironisiydi. III. Yusuf’un Sessiz Çığlığı: Hiçlikte Biriken Yıllar Yusuf ise Elif’in gidişiyle beraber zamanı durdurmuştu. Hiç evlenmedi. Onun sessizliği, dünyaya karşı bir protestoydu. Schopenhauer’in dediği gibi, "Hayat, acı ile sıkıntı arasında gidip gelen bir sarkaçtır." Yusuf, sarkacın acı tarafında asılı kalmayı seçmişti. Yıllar sonra o sarı evin önünde karşılaştıklarında, Yusuf cebinde hiç gönderilmemiş bir mektubun ağırlığını taşıyordu: "Elif, bizim hikâyemiz 'geç kalmışlığın' en yalın hali. Sen o sarı evin duvarları arasına mahkûm edildin, bense senin yokluğunun geniş bozkırına... Sadakat, bazen bir varlığa değil, bir yokluğa duyulan saygıdır." IV. Son Gece: Taşın Çatladığı An Artık Elif’in o evdeki son gecesiydi. Kaderi kağıda değil, o evin rutubetli duvarlarına ve taş tutmuş yüreğine kazınmıştı. İnsan doğduğu eve değil, en çok yaralandığı yere aitti. Elif anladı ki; o ev yıkılmadan, içindeki Elif özgürleşemeyecekti. V. Final: Kaderi Yakmak Elif, mutfaktaki gaz lambasını eline aldı. Çocuklarını sessizce sokağa, gecenin serinliğine çıkardı. Kocası, kumarın ve içkinin verdiği ağır uykuyla içerde sızmıştı. Elif, lambayı gelinlikle çıktığı o odanın perdelerine fırlattı. Alevler, otuz yılın rutubetini bir saniyede yutup duvarları tırmanmaya başladı. Sarı ev, karanlık geceyi kan kırmızı bir ışıkla bölerken; Elif yanan camlarda kendi özgürlüğünü izledi. Yanan sadece o taş ev değil, babasının rızasıyla boyun eğdiği o ilk geceydi. Yanan, Yusuf’un hiç bitmeyen bekleyişiydi. İtfaiye sirenleri duyulurken, sarı ev artık bir enkazdı. Elif arkasına bakmadı. Kaderi artık o duvarlarda yazılı değildi; çünkü duvarlar yoktu. © 2026 Hikmet A. |
Stats
38 Views
Added on January 7, 2026 Last Updated on January 7, 2026 |

Flag Writing